20 Şubat 2012 Pazartesi

LİBERAL KÖŞE YAZARLARININ 1 NUMARASI AHMET ALTAN


Sıfırdan, seçenek listesi olmadan başladığımız Liberal Gazetecinin 100’ü anketi, haftalık anketlere başladığımızdan bu yana en zoru oldu.

Bu zorluğun birkaç boyutu var:

Tanım bunların başında geliyor: Bir facebook arkadaşım şöyle yazdı: “
liberal yazarlar kim’den cok liberalizm ne, kim ne anliyor’u tartismaya acmak gerekir. Cunku bir kavramdan ayni seyi anlamazsa insanlar tartismada, konusmada frekans tutturmak zor. Itirazlardan anladigim kadariyla, bazi insanlar liberal deyince "sol" anliyor. Liberalizmin tum cözumleri sistemin icinde.”

Bir başka itiraz, Türkiye’de tanıma uygun köşe yazarının olmadığıydı. “Li
berallik eger yandaslik, kompradorluk, (ozur dilerim ama) cirkeflik ise.... bu liste tamam... benim liberallik anlayisim bu degil!... noam chomsky'yi ne yapacagiz o zaman? amerikali tutucular da, chomsky'yi 'liberal' (kendi goruslerince buradaki radikal/solcu....) diye tanimliyorlar? buradaki karsiligi ne oluyor o zaman chomsky'nin?”

Sonraki günlerde, adı listede görünen kişilerin liberal olmadığı ifade edildi.
Bir başka dostum, “Yalnızca üç isim bulabildim liberal tanımını hak eden” diye görüş belirtti.

Bu tanım boyutunun dışında, b
elki en önemlisi, Türkiye’de, köşe yazarları arasında, kimin ne yazdığı ve hangi çatı altında toplandığı gibi bir ayrımın, kimsenin umurunda olmadığı gerçeği ortaya çıktı. Neredeyse her gün Facebook halkına duyuru yaptım ve yanı sıra 2000’den fazla e posta ile en azından gazete okur yazarı olması kaçınılmaz kişileri anketlere katılıma davet ettim. Çabamın geri dönüşüne baktığımda, bu merakın sadece bana heyecan verdiği gerçeğiyle yüzyüze geldim. Liberal Köşe Yazarının 100’ü, başından beri katılımı en düşük anket oldu. Demek ki medyada, gerçek anlamda bir avuç kalemşor kendi aralarında savaşıp duruyorlar; kendileri dışında, izleyenleri bile yok!

E postalarıma karşılık veren iki kişiden biri “
bu yazarların hiç biriyle ilgılenmıyorum ve benimsemiyorum. yazdıklarını bile  ilgi gösterip okumam” diye yazmış.

Öteki de şunları söylüyor: “
Listedeki isimlerin hiç biri "liberal" değildir. Bu etiket arkasına saklanmaya çalışmışlardır ama çoktan deşifre olmuşlardır!
İstisnasız tümü, "liberalizm", "özgürlük", "demokrasi" sözcüklerini kalkan olarak kullanan, birilerinin(!) kuklasıdırlar ve bunu da şaşılacak biçimde içlerine sindirebilmektedirler!”

Fakat her şeye rağmen, bu kavram / şemsiye bir şeyi çok açık bir şekilde ortaya koyuyor: Bir entelleküel faaliyetin dışa yansıması olarak görülebilecek köşe yazarlığı, adeta siyahlarla beyazlar arasında bölünmüş görünüyor:

Bir kısmı, ötekileri “iktidar yardakçısı” olarak niteliyor; o kısım da berikileri her ne demekse “amigo basın” diye niteliyor. Birinci tanımı kullananlar iktidara muhalif, ikinci tanımı kullananlar muvafık.

Kişisel olarak “muvafık” gazeteciliği anlamıyorum; gazeteci her şıkta muhalif olmak zorundadır; öbür türlüsü, özellikle Türkiye’de, patronun askeri olmak demek; ki bu da entellektüele yakışır bir sıfat değil –ki teorik olarak köşe yazarlarının entellektüel olduğu varsayılır.

Gelelim, süresini çok uzun tuttuğum bu anketin ortaya koyduğu “çok sınırlı” sonuçlara:

Katılımcıların (sadece 60) önerileriyle oluşan listeye göre, henüz, anketin sorguladığı nitelikte 100 Liberal Köşe Yazarı yok; katılımcıların teşhis edebildiği kadarıyla sadece 65 köşe yazarı bu başlık altında anılabilir.

Anketin başından beri ilk sıralarında bulunan Ahmet Altan, bu konumunu sonuna kadar sürdürdü. İlk günlerde, onun da önünde olan Mehmet Ali Birand sonradan tıkandı ve çok gerilere düştü.

Buna karşılık, başlangıçta listenin alt sıralarında kalmış görünen Mümtazer Türköne, büyük atak yaparak Ahmet Altan’a ortak oldu.

İlerleyen günlerde listeye eklenen Avni Özgürel, İsmet Berkan, Perihan Mağden, Alper Görmüş, Lale Kemal, Markar Eseyan, Okay Gönensin gibi isimlerin -ilgisizlik bir yana- süre kısıtlılığı nedeniyle atak yapma şansı da pek yoktu.

Bir diğer ilginç nokta, Ertuğrul Özkök’ün listenin hemen hemen tam ortasında yer bulmuş olması. 31 tercihle 1. Sırada görünen Ahmet Altan’a karşılık, Ertuğrul Özkök’e 20 tercih çıktı.

Erdal Sağlam, Abdurrahman Yıldırım, Ümit Kıvanç, Umur Talu gibi isimler ise adeta tanım sorununa kurban gitmişliğin bir yansıması olarak, sıfır tercihle yerlerinden hiç kımıldayamadılar.  

Sonuçta 60 katılımcının tercihleriyle bile olsa, Liberal Köşe Yazarları şöyle bir liste oluşturdular:

Ahmet Altan    31
Mümtazer Türköne     29
Emre Aköz       29
Rasim Ozan Kütahyalı             28
Murat Belge    28
Engin Ardıç      28
Taha Akyol      27
Neşe Düzel      27
Mehmet Altan             27
Fehmi Koru      26
Ali Bayramoğlu           26
Hasan Cemal   25
Yasemin Çongar          24
Şahin Alpay     23
Nagehan Alçı   23
Mehmet Barlas           23
Eser Karakaş   23
Elif Şafak         23
Süleyman Yaşar          22
Oral Çalışlar    22
Etyen Mahcupyan       22
Yiğit Bulut       21
Mehmet Ali Birand     20
Halil Berktay   20
Gülay Göktürk             20
Ertuğrul Özkök            20
Cengiz Çandar             20
Roni Margulies           19
Sevilay Yükselir           18
Nazlı Ilıcak       18
Hasan Celal Güzel       18
Emre Uslu       18
Önder Aytaç    17
Mustafa Akyol             17
Cengiz Aktar    16
Ahmet İnsel     16
İsmet Berkan   15
Ergun Babahan           13
Mustafa Karaalioğlu   11
Perihan Mağden         10
Eyüp Can         10
Avni Özgürel   10
Ahmet Kekeç   8
Ahmet Hakan 8
Alper Görmüş 6
Pakize Suda     5
Nabi Yağcı       5
Markar Esayan            5
Cüneyt Ülsever            5
Serdar Turgut 4
Lale Kemal      4
Kürşat Bumin 4
Yağmur Atsız   3
Okay Gönensin            3
Fatih Altaylı     3
İsmail Küçükkaya        1
Fuat Keyman   1
Deniz Gökçe    1

Bu listeye iyimser gözle bakınca, Türkiye’nin bu döneminin en azından köşe yazarları düzleminde büyük bir senteze işaret ettiği söylenebilir; hepsi bir amaç doğrultusunda önyargılarını aşmış ve geniş bir hoşgörüyle Türkiye’yi belirli bir ufka doğru taşıma misyonunu yerine getirmeye çalışıyorlar.

Kötümser bakanlar için ise tablo içler acısı: Hayatı boyunca her biri ayrı telden çalmış bu insanları bu kadar “toleransla” bir araya getiren faktör ne olabilir? İdeolojik olmadığı açık. Türkiye’ye hizmet ülküsü dense, en azından, niye öncesi yok, sorusu akla gelir.

Her neyse, belki de bu kadar küçük bir listeye bakarak çok ileri gitmemek gerek. Lafı burada keselim.

www.100ler.com un bu haftaki anketi meslek seçimine yönelik İSTERDİM 100. Hayatından memnun olanlar için bu anket çok anlamlı değil. Fakat geçmişe bakıp seçimlerini yapmış olduğunu düşünen, "keşke" diyenler için ilginç olabilir. Ve tabii, o hayallere ortak olanlar Türkiye çapında ne kadar yaygın, bu da kısmen görülebilir.

Elbette 150 civarındaki diğer anket her zaman katılıma açık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder